REZİLYANS'A BAŞLA

Beş Düşünce Tuzağına Karşı Rezilyant Olmak

Beş Düşünce Tuzağına Karşı Rezilyant Olmak
Beş Düşünce Tuzağına Karşı Rezilyant Olmak

Size de hiç oldu mu? Diyelim ki hayatınızda can sıkıcı bir durum var, kafanızda çeşit çeşit düşünceler oluştu, sonra bu düşünceler gittikçe derinleşti ve sizi sarpa sardı. Arkasından yoğun duygular hissetmeye başladınız, kendinize ya da bir başkasına çok kızdınız ya da suçladınız ya da acı hissettiniz, çaresiz hissettiniz, yorgun hissettiniz...

Bana oldu. Hem de defalarca. Kafamda olayı, olayın nedenlerini döndürdüm durdum. Sonra da bazen hayal kırıklığı, bazen hüzün bazen de kızgınlık hissettim. Ama sonra farkettim ki, herşey benim düşüncelerimle ilgili, gerçek olan şeyle ilgili değil. İşte bu benim ve tahmin ediyorum ki bir çoğunuzun zaman zaman yaşadığı şey; kendi düşünce tuzaklarımıza düşmek!

Düşünce Kalıpları ve Tuzakları

Düşünce kalıpları ve tuzakları üzerine bu ve bundan sonraki birkaç blog yazımda detaylı değineceğim. Peki neden bu kadar çok konuşacağız bu konuyu? Çünkü önemli bir temel prensip var. Bu, nasıl düşündüğümüzün duygularımızı, davranışlarımızı ve hatta fizyolojimizi yönlendirmesi. İyi ya da kötü yönde...

Daha önce de bahsettiğim bir özdeyiş var. Benim kendime hayatta yol haritası edindiğim bir özdeyiş bu. Mahatma Gandhi’nin bu şahane sözlerini izninizle tekrar sizinle paylaşmak istiyorum. 

“Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…

Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…

Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…

Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…

Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…

Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…

Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.”

Düşüncelerinize bu kadar çok dikkat çekmek istemem tam da bu nedenle. Rezilyans da bunun üzerinde çok durur. Düşünme alışkanlıklarınız, yeni bir duruma girdiğinizde, bu mevcut durumu yorumlama şeklinizi etkiler. Katı düşünce kalıpları, mevcut durumu doğru görmenizi zorlaştırabilir. Bunlar problem çözme yollarınızı kapatır.

Beş Düşünme Tuzağımıza Bir Bakalım;

  • Akıl Okuma Tuzağı
  • Ben Tuzağı
  • Onlar Tuzağı
  • Katastofikleştirme (Felaket Tellallığı) Tuzağı
  • Çaresizlik Tuzağı

1. Akıl Okuma (Varsayma) Tuzağı: Koçluk yaptığım danışanlarımda ya da çevremde, hatta bazen küçük kızımda bile en çok karşılaştığım düşünce tuzağı bu.

Başkalarının ne düşündüğünü bildiğimizi sanmak ya da diğer insanların bizim ne düşündüğümüzü tam olarak bildiklerini beklemek.

  • Örneğin işyerinde arkadaşlarımızın, yöneticimizin aklını sıkça okuruz “O benden daha iyi olduğunu düşünüyor.”, “Çok açık ki bana saygı göstermiyor. Çünkü bir türlü terfi alamadım”, “Benim bir üst göreve hazır olduğumu düşünmüyor, bunu yönetemeyeceğimi düşünüyor.”.

 

  • Veyahut eşimizin, erkek/kız arkadaşımızın sıkça aklını okuruz değil mi? “Benim savurgan olduğumu düşünüyor”, “Benim kendisine yeterince zaman ayırmadığımı düşünüyor”, “Benim bu işin altından kalkamayacağımı düşünüyor”.

 

Eşimizin, arkadaşımızın, yöneticimizin aklını okuduğumuz zaman, ne düşündüğünü bildiğimize emin(!) olduğumuz için ona sorma veya bunu kontrol etme zahmetine girmeyiz.

Sonuç olarak akıl okuma genelde iletişimde blok koymamıza neden olur. Karşıdakinin halihazırda ne düşündüğünü bildiğimizi sandığımız için ona birşey sormadan yanlış iletişime devam ederiz. Bu yüzden “Akıl Okuma” ilişkilere ciddi zarar verir.

2. Ben Tuzağı:Her aksaklığın ve problemin TEK sebebi benim.” deme halidir. Kısmen kendinizi suçlu bulduğunuz ya da kendinizi bir şekilde kınadığınız bir durum değildir.

Özellikle de arka arkaya problemler ve başarısızlıklar yaşayan kişiler artık tek sorunun kendileri olduklarını düşünmeye başlayabilirler.

  • Örneğin, Elbette bana öfkeli. Hiçbir şeyi yapmam gerektiği gibi yapamıyorum ki”, “Açıkcası ben de çok huysuzum.”, “Kendimi çok kötü hissediyorum. Kendi kendimi hayal kırıklığına uğrattım.” cümlelerinin tümü ben tuzağının göstergeleridir.

Suç hep siz de olamaz. Ne sıklıkta ve hangi durumlarda bu tuzağa düştüğümüze bakmak gerekir.

3. Onlar Tuzağı: Bu sefer her aksaklığın ve problemin tek sebebi onlar yani diğer insanlardır. Suç her zaman başka insanlarda, olan olaylarda, politikacılarda vb. olabilir.

  • Örneğin, işyerinde “Herkes benim hakkımı yiyiyor. Üç sene önce terfi etmiş olmalıydım. Terfi edemedim çünkü arkamdan iş çeviriyorlar.” diye düşünen kişiler bu tuzağa düşenlerdendir.

Bu düşünce şekli insanlara hiç yardım etmediği gibi, bu kişilerde öfke ve saldırganlık hisleri doğurur. Unutmayın suç hep onlarda da olamaz.

4. Katastrofikleştirme (Felaket Tellallığı) Tuzağı: Bir olayın olabilecek en kötü sonuçlarını (mantıksızca) beyninizde defalarca (geviş getirircesine) döndürmektir. Bu düşünceleri defalarca döndürme (ruminasyon) bütün enerjinizi tüketerek, bu konuda gerçek bir aksiyon almanızı engeller.

Bu durumda olası tehdit devasa hale gelir. Tehditler gözünüzde büyürken, bunlarla başa çıkma yeteneğinizi ise hafife almış olursunuz.

  • Örneğin iş yerinde: “Bu kişi kesin beni yöneticime şikayet edecek. Bu durumda çok kötü bir performans notu alacağım ve işsiz kalacağım.” sözleri bize bu düşünce yapısını gösterir.

Katastrofikleştirme tuzağını bu yazımda çok uzun anlatmayacağım çünkü bu tuzak kendi başına üzerinde çok durulması gereken detaylı bir konu. O yüzden bu konu hakkında başka iki blog yazım var: “Endişe Size Ne Yapar?” ve “Felaket Tellallığından Kurtulmanın Yolları” yazılarımı okuyabilirsiniz.

5. Çaresizlik Tuzağı: Olumsuz olayın hayatınızdaki tüm alanları etkilediğini ve bunun üzerinde kontrolünüz olmadığına inanıyorsanız bu çaresizlik tuzağıdır.

Bunun dili şu şekildedir; kötü şeyler burada duruyor, bunlar için yapabileceğim hiçbir şey yok. Bunlar hayatımı her açıdan mahvediyor.

Bu durumda umutsuzluk ve acizlik hisleri üretmeye başlarsınız. 

  • Örneğin iş yerinde: “Ekip arkadaşım ve ben çok farklı kişileriz. Olayları çözümleyemiyoruz. Vazgeçiyorum, havlu atıyorum. Bu projeden çekiliyorum.“ sözleri bize bu tuzağa düşmüş birisini gösterir.

Bu durumlarda genelde pasiflik, edilgen olma hali ortaya çıkar. Kendinizi biraz tükenmiş hissedersiniz. Çözüm bulmak için bir adım atmak yerine herşey konusunda ümitsiz olursunuz ve kendinizi geri çekilirken bulursunuz.

Peki Bu Beş Tuzakla Ben Ne Yapacağım?

Buraya kadar beş farklı tuzaktan bahsettim. Artık bu tuzakları biliyorsunuz, rezilyansın önemli bir parçası olarak sizde farkındalık oluştuğunu düşünüyorum.

Bundan böyle bu tuzakların hem kendiniz hem de başkaları için farkına varacaksınız. Artık bu tuzaklara düşen diğer insanlar için empati yapabileceksiniz.

Benden Gerçek Bir Düşünce Tuzağı Örneği

Son olarak kendimden bir örnek ile bu yazıyı tamamlamak istiyorum. Mesela önemli bir kayıp yaşadığınızda, çevrenizdeki insanların sizin aklınızı okuduğunuzu sanırsınız. Ben de annemi ve babamı 9 ay içinde arka arkaya kaybettiğim zaman aynı tuzağa düşmüştüm. Yakın arkadaşlarımın birkaçının sadece telefonla beni araması, gelip beni ziyaret etmemeleri, o anda yanımda olmamaları çok canımı acıtmıştı ve onların bu acılı ortama girmek istemedikleri için gelmediklerini varsaymıştım. Ta ki üniversiteden beri yakın arkadaşım olan bir tanesi bir süre sonra arayıp, bana “Sana gelmedim çünkü böyle bir durumda yalnız kalmak isteyeceğini düşündüm. Çünkü ben çok sevdiğim anneannem ve dedem vefat ettiği zaman bir odaya girip, kimseyi görmek istememiştim.” diyene kadar. İkimiz de akıl okumuştuk. Benim böyle bir dönemde sarılmaya ihtiyacım olmuştu, onun ise aynı durumda yalnız kalmaya. Kendi ihtiyaçlarımızı, birbirimizin ihtiyacı sanmıştık.

Bu durumda yapılabilecek en güzel şey, karşımızdakine sormaktı. Beni aradığında, “Çok kötü hissediyorum, bir sarılmaya ihtiyacım var.” diyebilirdim ya da en azından neden gelmediğini sorabilirdim. Arkadaşım ise bana “Evinin önündeyim, eğer sarılmaya ihtiyacın varsa yukarı geleceğim, yalnız kalmak istersen gideceğim” diyebilirdi.

Ama benim bunun için rezilyansı öğrenmem ve de şu anda yapmaya çalıştığım gibi rezilyansı başkalarıyla da paylaşmam gerekiyordu.

İşte şimdi bunu sizlerle paylaşabildiğim için çok mutluyum.

Son Adım

Sizden bir ricam var. Artık bu tuzakları siz de bildiğinize göre şunları düşünmenizi hatta not almanızı rica edeceğim;

  • Hangi durumlarda bu tuzağa düşüyorsunuz?
  • Bu tuzağa düştüğünüzde nasıl davranıyorsunuz?
  • Aslında neler olup-bitiyor?

Bunları çıkarıp, bu sefer farkındalıkla bakmanızı istiyorum. Kendimizde birşeyleri değiştirmek için bazen sadece farkında olmak bile yeterli olur. Bunu yapıp, sonuçları benimle de paylaşırsanız harika olur. Beraber bakabiliriz siz hangi tuzaklara düşüyorsunuz. Bana e-posta yollamanız ya da iletişim formunu doldurmanız yeterli.

Rezilyant kalın,

Çiğdem Görener

 

https://www.instagram.com/rezilyans.turkiye/

https://www.facebook.com/rezilyans.turkiye

https://www.linkedin.com/company/38166526